Çarşamba, 21 Şubat, 2018
ŞANLIURFA -İHA- 01 ARALIK 2008
Eşlerinin yanına gitmek için Almanca öğreniyorlar
 
01 Aralık 2008 Pazartesi 06:05
 
ŞANLIURFA -İHA- Almanya Başbakanı Angela Merkel'in almış olduğu karar, Şanlıurfa'nın Bozova ilçesinde evliler için boşanma kararı olabilir. Şanlıurfa'nın Bozova ilçesinde eşleri ve nişanlıları Almanya'da yaşayan genç kız ve evliler bu ülkenin yasaları gereği Almanya'ya gidebilmek için köylerinde açılan kurslarda Almanca öğrenmeye çalışıyor.
Şanlıurfa'nın Bozova ilçesine bağlı Hacılar, Sığırcık ve Deliler köylerinden Almanya'ya çalışmak üzere gidenlerin ve bu ülkeye yerleşen Türk ailelerin çocukları da genellikle memleketlerinden evlenmeyi tercih ediyor. Almanya'ya gitmek isteyen genç kız ve evli kadınlara Almanca bilme şartı getirilmesinin ardından Bozovalılar zor günler yaşıyor.
Almanya Başbakanı Angela Merkel'in geçen yıldan bu yana uygulamaya başlattığı "Yeni Göç Yasası" ile vatandaşlarıyla evlenip, ülkelerine gelmek isteyenlere "Temel Almanca bilgisini öğrenme şartı" koşması Şanlıurfa'nın Bozova ilçesine bağlı 3 köyde yaşayan ailelere zor günler yaşatıyor. Almanya'da yaşayan nişanlılarına ve eşlerine kavuşmak isteyen Bozovalılar, Almanca öğrenmek için açılan kurslara katılıyor. Bozova İlçe Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından Bozova'nın Hacılar, Sığırcık ve Deliler
köyünde yapılan araştırmalarda, nüfusunun çoğunluğu Almanya'ya göç eden eşlerinin ve nişanlılarının yanına gitmek istediği sonucuna ulaşıldı. Bunun üzerine 3 köyde de "Almanca kursu" açıldı. Hacılar köyünde açılan kursta 9 kişi mezun olarak Almanya'nın Ankara Konsolosluğu'nda açılan mülakat ve yazılı sınavlarına girmeyi hak kazandı. Almanya Konsolosluğu'nda sınava giren 9 kişiden 6 kişiye Almanya'da yaşayan eşleri ve nişanlılarının yanına gitmek üzere vize verildi.
Açılan kurslarının başarılı olmasının ardından Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü Sığırcık ve Deliler köylerinde 2. dönem Almanca dili kursu açtı. Sığırcık köyünde 24, Deliler köyünde ise 18 genç kız, kadın ve genç erkekler kurslara başladı. "Temel Almanca"yı öğrenip, sevdiklerine kavuşmayı isteyen gençler ve kadınlar, bu işi zor da olsa başaracaklarını söylediler.
Sığırcık köyünde açılan Almanca kursuna katılan Adile Kaya, kurstan sonra Alman Konsolosluğu tarafından yazılı ve mülakat sınavının kaldırılmasını istediğini söyledi. Kaya, "Sınav kaldırılırsa sevenler kavuşur" diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Almanya'ya gitmek için kurslara geldim. 2 yıldır evliyim, eşimle ayrıyım. Biz Almanca'yı öğrenmek istiyoruz ve eşimin yanına gitmek istiyorum. Eşim orada, ben buradayım. Eşim ve ailem Almanya'dadır. Ben köyde babamlarda kalıyorum. Eşimin yanına gitmek istiyorum. Bu Almanca'yı öğreneceğiz ve gideceğiz. Ama biz Ankara'daki sınavın kalkmasını istiyoruz. Bu sınava girip de kazanmasak burada kalırsak daha kötü olur. Bir dil öğrenmek güzeldir, ama böyle ayrı olmak da çok güzel değil. Oraya gitsem, bari onlarla konuşabilirim. Arkadaşlarım orda. Ama okuması yazması olmayanlar, konuşmasını bilmeyenler var. Şimdi yengem burada, çocuklara orda. Hepsi küçükler, öyle ortalıktalar yaşıyorlar. Onun eşi orada, kendisi burada. Kaç yıldır evli, böyle ayrı kalmak olmaz. Biz böyle istemiyoruz" dedi.
Sığırcık köyünde Almanca dersi alan Yeter Öksüz ise, Alman Konsolosluğu tarafından açılan sınavları kazanamamaktan korktuğunu belirterek, "Bir yıldır nişanlıyım ve Almanya'ya gidemiyoruz. Nişanlım Almanya'da kalıyor. Ona kavuşmak için buradayım. Başka ne amacım var ki? Yani Ankara'daki sınavın kalkmasını çok istiyoruz. Benim gibi bir çok arkadaşım var ve lütfen bu sınavın kalkmasını istiyoruz. Birbirlerini sevenler niye böyle ayrılar ki? Sınavın kalkmasını istiyoruz. Çünkü biz Almanca'yı öğrensek bile, bir korku var içimizde. Ya gidip orada heyecanlanıp unutursak diye korkuyoruz. O zaman çok büyük bir heyecan sarar bizi. Yani herkesten rica ediyorum. Lütfen bu sınav kalksın. Yani en azından bir iyilik yapar, sevenler kavuşur" diye konuştu.
Hanse Bağmancı da Ankara'daki sınavların kalkmasını isteyerek, "2 yıldır nişanlıyım. Burada açılan Almanca kursuna geliyorum. İyi de öğrendiğime inanıyorum. Hocamız çok iyi anlatıyor. Ama biz Ankara'daki sınavı başaramayacağımızdan korkuyoruz. Sınavın kalkmasını istiyoruz. Almanca'yı öğreniyoruz ama, sınavda biraz zorlanıyoruz. Belki kazanamayız, kazanamadıktan sonra da ailemize kavuşamayız. Bu sınav aileleri birbirinden ayırıyor. Bu sınavın kalkmasını istiyoruz" ifadesini kullandı.
15 yıldır Almanya'da yaşadığını belirten ve 3 yıldır evli ve eşinden ayrı olan Yılmaz Vuran ise kursa katılan diğer kursiyerlerden daha çok dertli olduğunu söyledi. Vuran, zaman zaman eşiyle tartıştığını belirterek, "Almanya'da kalıyorum. Bu sınavlar için Türkiye'ye geldim. Hanıma yardım etmek için buradayım. Okula kendisi gidiyor, öğretmenler yardımcı oluyor. Benim hanım biraz fazla heyecanlı olduğu için bu sınavı başaramayabilir. Onun için; 'bu sınav kalkmazsa ben Almanya'ya gitmek istemem' diyor.
Bunun için aramızda hep tartışma çıkıyor. Eğer bu sınav kalkmazsa, bizim aramız bayağı açılacak. Onun için ben hep söylüyorum, sürekli geliyorum ve ona ders veriyorum. Ama yine kafası almıyor. Biz 2005'te evlendik. İki defa Ankara'da başvurduk, vize alamadık. Almanya'nın bize koyduğu şart, Almanca'yı öğrenmek. Almanca'yı öğrenemezse de, maalesef yanıma gelemez. Bu sadece gerçekten Türklerin üzerinde duruyor bu sınavlar. Çünkü biz orada çoğunluk olduğumuz için, genellikle Türklerin üzerinde duruyorlar. Bu kanun, bizim için geçerli oluyor" dedi.
Yılmaz Vuran'ın eşi Şefika Vuran ise, "Söyleyecek bir şey bulamıyorum. Almanca öğrenmek benim çok zoruma gidiyor. Başarmak istiyorum da, biraz bana zor geliyor. Öğrenmek istiyorum, çok öğrenmek istiyorum, öğrenemiyorum. Yazıyı okuyabiliyorum ama ezberleyemiyorum" diye konuştu.
Nişanlısının Almanya'da yaşadığını söyleyen Müslüm Aksoy, sınırları aştığı zaman sevenlerin birbirine kavuşacağını söyledi. Aksoy, "Nişanlım Almanya'da olduğum için, burada sınavlara girmek ve kazanmak için geliyorum. Ama bu sınavların kalkmasını istiyoruz. Örneğin burada ben lise mezunuyum. Benim okumam, yazmam var. Ama burada okuma-yazma bilmeyenler var. Bunlar çoluk çocuk sahibiler. Onların okuma, yazması olmadığı için bizim gibi anlayamıyorlar, konuşamıyorlar. Ben, nişanlıma kavuşmak için buraya geliyorum. Hayırlısı inşallah, sınırları geçersek kavuşuruz" ifadesini kullandı.
Berlin Üniversitesi Almanca Mastır Mezunu ve Almanca öğretmeni Enver Çolak ise Sığırcık köyünde Almanca kurs öğretmenliği yaptığını belirterek, "Bu kursları kendim düşündüm. Çünkü Almanya Federal Cumhuriyeti'nin yeni göç yasasında belirlemiş olduğu, Almanya'ya gidecek eşlerin pratik düzeyde Almanca Dil Bilgisi şartı ve Ankara'da Göte Enstitüsü'nde düzenlenen sınavda başarılı olma şartlarından dolayı bu kursları yoğun olarak vermekteyim. Başka köylere de kurs verdim, mezunlarımız var. Hatta Ankara'ya gidip kazananlar da var. Ve ben bugün yine bu dönemde, Bozova Deliler ve Sığırcık köyleri ortaklaşa olarak Almanca dil dersleri vermekteyim. Ben başarılı olduğuma inanıyorum. Yalnız burada bir aile dramı var. Yabancı dil öğrenmek güzel bir olaydır. Bizim buradaki vatandaşlarımızın Almanca'yı öğrenip, Almanya'ya gitmeleri daha mantıklı, daha güzel. Kültürel açıdan, bilimsel açıdan iyi. Fakat bu ailelerin bölünmüşlüğü olayı, bir aile dramının yaşanmış olması bizleri biraz üzüyor. Gerçekten de bu sınavın, değişik kesimlerden gelen bayanlar, kimi 40-50 yaşında, kimi ise 20-25 yaşında, farklı düzeyde okul mezunlarımız var. İlkokul mezunu olan var. Ama şuna da inanıyorum; gerçekten de kursiyerlerimizin hepsi çok azimli ve çok başarılı kişiler. Yüzde 90 başarı sağladığımıza inanıyorum. Ama işte, her zaman kursiyerlerin, daha doğrusu Almanya'ya gidecek eşlerin fobisi, korkusu haline gelmiş olan Ankara'daki Göte Enstitüsü'nün düzenlemiş olduğu sınav yüzünden her gün soruyorlar. 'Hocam nasıl bir soru çıkacak, ne gibi sorular çıkacak' diye. Tabi ki, ben sorulara yönelik çalışmıyorum. Ben burada kursiyerlerin kendilerini ifade edebilecekleri basit düzeyde Almanca bilgisine sahip olmaları ve gerçekten de bugün bir Almanya ülkesine, bir Avrupa'ya gittiklerinde, kendi dertlerini anlatabilecek seviyeye gelebilmeleri için çaba sarf etmekteyim. Bu kurslara da devam edeceğim. İnsanlarıma, bölgemize ve yöremize yardımcı olacağımı her zaman belirtmek istiyorum" şeklinde konuştu.
Bozova Halk Eğitim Merkezi Müdürü Halit Erdem, ilçede birçok kişinin yakınlarının Almanya'ya göç ettiğini belirtti. Almanya'nın geçen yıl Göç Yasası'nda yaptığı değişikliğin, nişanlıları ve eşlerinin Almanya'da yaşayan bölgedeki genç kızları ve kadnınları zor durumda bıraktığını belirten Erdem, "Bu kurslara, eğitim ve öğretim yılı başlamadan önce, genel idareci arkadaşlarımızla alan taraması yaparız. Yaptığımız alan taramaları sonucunda, köylerimizde Almanca kurslarının birinci sırada yer aldığını tespit ettik. Bu nedenle biz köylerimizde Almanca kursları açtık. Daha önce Hacılar Köyü'nde bir kurs açtık ve 30 kişi belge aldı. Bunlardan 9 tanesi Ankara'daki sınava girdi ve 6 tanesi başarılı oldu. İnşallah bu kursiyerlerimiz de belge alıp, sınavlara katılacaklar ve başarılı olacaklardır" diye konuştu. FERHAT ÖZER

Yorumlar

İsim *
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
 

iLETiSiM-ADMiN ULASIM

KÖYDEN HABERLER/DUYURULAR

izettin ARIKAN (azoy mistafi isse) vefat etti...

Koyumuz sakinlerinden izettin ARIKAN (azoy mistafi isse) 02.08.2011 tarihinde hakkin rahmetine kavustu.Allahtan rahmet yakinlarina sabir diliyoruz

11 Temmuz 09: Radyomuz acildi

--> RADYOYA GIRMEK ICIN TIKLAYIN <--  

RADYOMUZU SÜREKLI ACIK TUTACAK DJLERE IHTIYACIMIZ VAR ILGILENEN ARKADASLARI BEKLIYORUZ

AYSE CEMBERLITAS (ase hame) allahin rahmetine kavusmustu.Kendisine allahtan rahmet; ailesine ve yakinarina sabir dileriz...(27/10/2011)

azoy mistafiyi isse( izettin ARIKAN)

Koyumuz sakinlerinden izettin ARIKAN (azoy mistafi isse) 02.08.2011 tarihinde hakkin rahmetine kavustu.Allahtan rahmet yakinlarina sabir diliyoruz

Haci Emini Kale vefaat etti...

Köyümüz sakinlerinden Emin Özel (Haci Emini Kale) 02.06.2009 tarihinde hakkin rahmetine kavustu. Allahtan rahmet yakinlarina sabir diliyoruz  

KÖYÜMÜZÜN YASLILARINA AIT VEYA KÖYÜMÜZE AIT ESKI FOTOGRAFLARINIZI BEKLIYORUZ

info@delilerkoyu.com

SIIR SAYFAMIZ ACILMISTIR YAYINLANMASINI ISTEDIGINIZ SIIRLERINIZI BEKLIYORUZ LÜTFEN ULASIM KONTAKTAN SIIRLERINIZI GÖNDERIN

info@delilerkoyu.com  

Telli-i Meci Sirifi Albata (Telli Gercek) Vefat Etti...

Köyümüzün sakinlerinden Meci Sirifin kizi Telli(Ekrem Gercek`in hanimi Telli Gercek) 07.08.2009 tarihinde hakkin rahmetine kavustu. Merhuma Allahtan rahmet yakinlarina da sabir diliyoruz

Sevket Yener vefat etti…

Köyümüz sakinlerinden Sevket YENER 22.12.2009 tarihinde hakkin rahmetine kavustu. Allahtan rahmet yakinlarina sabir diliyoruz


 

 

SEMS U ........??

MUSTAFA U ???????

MUSTAFA U PERIHAN

MECIT U EMINE

ENGIN U HULYA

SERVET U BIRGUL

 

MEHMET u AYSE


 

Şanlıurfa'ya 15 Milyon Liralık Turizm Yolu

Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç,Halfeti-Bozova- Yaylak turizm yolunun 15 milyon 500 bin liraya mal olacağını söyledi.

Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç, karayolları ağına alınarak yapımına başlanan 47.7 kilometrelik Halfeti-Bozova- Yaylak turizm yolunun 15 milyon 500 bin liraya mal olacağını söyledi.

Şanlıurfa Valisi
Celalettin Güvenç, turizm yolu çalışmalarının başlatıldığı Halfetiİlçesi'nde incelemelerde bulundu. Vali Güvenç, kaymakamlık binasında HalfetiKaymakamı Mehmet Keklik, Bozova Kaymakamı Recep Öztürk, Halfeti Belediye Başkanı Mahmut Özdemir, BozovaBelediye Başkanı Hasan Arusoğlu, YaylakBelediye Başkanı İbrahim Halil Göçer ve Karayolları 9'uncu Bölge Müdürü Şamil Gülen ve muhtarlarla toplantı yaptı. Turizm yoluyla ilgili çalışmaları anlatan Vali Güvenç, "Ne kadar bize kolaylık sağlanırsa yardımcı olunursa biz de bu işi rahat bir şekilde bitiririz. Toplamda 47.7 kilometre uzunluğunda bir yolumuz olacak. Halfeti'nin Yukarı Göklü beldesinden Bozova'nın Yaylak beldesine uzanan bir yol. Bozova veHalfeti'de kaymakamlarımıza iki ayrı ihale yaptırdık. İki ayrı müteahhit çalışsın çabuk olsun diye düşündük. Toplam bu işin devlete maliyeti de keşif artışı olmasa 15 milyon 500 bin lira" dedi.

Vali
Celalettin Güvenç, konuşmasının ardından yolun yapılmasında katkısı bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'i telefonla arayarak teşekkür etti. Telefonla toplantıya katılanlarla seslenen Bakan Çelik, "Yol çalışmamız herkese hayırlı olsun. Zor bir süreçten geçerek bu yolun inşaat çalışmasına başlamış bulunuyorsunuz. Bu yolun karayolları bünyesinde yapılması önemli bir mücadeleyi gerektirdi. Bir rüyayı ve bir hedefimizi daha gerçekleştirdik" diye konuştu.

Toplantının ardından Vali Güvenç ve beraberindekiler, ilçe sakinleriyle görüşmeler yaptı.



 

Fransa’da ormanlık alanda bulunan erkek cesedinin bir aydır kayıp olan Mehmet Fırat’a ait olduğu üzerinde duruluyor

Fransa’nın Bergères-sous-Montmirail bölgesinde, işkence edilerek öldürülen sonra ormana bırakılan cesedin, bir ay önce ortadan kaybolan Mehmet Fırat’a ait olam ihtimali yüksek. Cesedin üzerindeki elbiseleri maktulün dayısı Mustafa Öner tanıdı. Cesedin Mehmet Fırat’a ait olup olmadığı DNA testinden sonra kesinlik kazanacak.

Fransa’nın Bergères-sous-Montmirail bölgesinde bulunan erkek cesetinin bir Türk göçmene ait olabileceği ortaya çıktı. Bir ay önce önce ortadan kaybolan ve ailesi tarafından Paris polisine kayıp olduğu bildirilen Mehmet Fırat’a (23) ait olduğu düşünülen ceset 26 Mayıs 2013 Pazar günü Reims şehrinin Bergères-sous-Montmirail ormanlık alanında bulundu. Fransız bir kadın tarafından bulunan erkek cesedinin Reims Jandarması ve olay yeri inceleme ekipleri tarafından incelendiği açıklandı. Her yerde yeğenini arayan, dayı Mustafa Öner, basında çıkan haberler üzerine polise başvurarak, bulunan cesedin bir ay önce ortadan kaybolan Mehmet Fırat’ ait olabileceğini bildirildi. Ceset halen otopside olduğu için Öner’e gösterilmezken, cesetten çıkarılan elbiselerin kayıp Mehmet Fırat’a ait olduğu anlaşıldı.

Olay yerinde incelemelerde bulunan güvenlik görevlileri, Fırat’ın iki hafta önce öldürülerek, cesetinin ormanlık alana bırakıldığını açıkladı. Vücudunda ölmeden önce darp edildiğine dair belirgin izler bulunan maktulün ellerinin elektrik kablosu ile bağlandığı ve öldüresiye dövüldüğü belirtiliyor. Olay yerinde yapılan incelemede maktulün vucudunda çok sayıda kırığın ve doku ezilmelerin olduğu, Fransız basınında geniş yer buldu.

İŞKENCE YAPILMIŞ VE KAFASI BALYOZLA EZİLMİŞ

Cesedi teşhis etmek için Reims Adli Tıp Kurumu yetkilileri ile görüşen Mustafa Öner, kendisine gösterilen elbiselerin yeğeni Mehmet Fırat’ a ait olduğunu açıkladı. Öner,
"Yeğenime görülmemiş işkenceler yapılmış. Polis yetkilileri bana yeğenimin kafasının balyoz ya da benzeri bir cisimle ezildiğini, tanımamın imkansız olduğunu söyledi." dedi. Cesedin şuan otopside olduğunu belirten Öner, "Otopsiden sonra görmeme izin verecekler. Benden DNA testi için diş fırcası ve traş bıçaklarını istediler. Yetkililer, DNA testinden sonra cesetin Mehmet Fırat’a ait olup olmadığının kesinlik kazanacağını söylüyorlar." şeklinde konuştu.

DÜŞMANI YOKTU

İtalya’dan siyasi sığınma hakkı alan Mehmet Fırat, iki ay önce dayısı Mustafa Öner’in yanına geldi. Dayısı ve birkaç hemşehrisi dışında fazla tanıdığı olmayan Mehmet Fırat’ın bir ay önce ortadan kaybolduğunu dile getiren Mustafa Öner,
"Polise üç kez kayıp bildiriminde bulundum. Bütün aramalarıma rağmen herhangi bir sonuç alamadım.Bugün polisler ellerinde elbiseleri ile geldiğinde şoka uğradım." ifadelerini kullandı.

İki aydır Paris’te dayısının yanında kalan Mehmet Fırat’ın bekar olduğu ve diğer akrabalarının Urfa Halfeti’de yaşadığı belirtiliyor.


 


 

Urfa'da gelin verilen kadınların dramı!

Bozova ve Halfeti'nin köylerinde yaşayan genç kadınlar, aracılar tarafından ücret karşılığında batı ve Karadeniz illerine gelin veriliyor.

 

Urfa'nın Bozova ilçesine bağlı Yaylak beldesi ile Halfeti ilçesine bağlı Yukarı Göklü (Gogan) beldesi arasında bulunan yaklaşık 20 köyde genç kadınlar, "komisyon" alınarak Kütahya, Eskişehir, Afyon, Çorum gibi batı ve Karadeniz illerinden gelen ve kendilerinden oldukça yaşlı şahıslarla evlendiriliyor. Aileler, soyadını dahi bilmedikleri şahıslarla evlendirilen çocuklarının mutlu olduğunu savunurken, kendilerinden yaş be yaş büyük olan kişilerle evlendirilen genç kadınlar ise, aileleri tarafından okuldan alınıp tarlada çalıştırıldıklarını belirterek, maruz kaldıkları baskı nedeniyle bilmedikleri ve tanımadıkları yaşamı "kurtuluş" olarak tercih ettiklerini dile getirdi. 15 yaşındaki Z. Z. isimli genç kadın, nişanlandırıldığı Afyonlu Bayram Karakaş hakkında hiç bir bilgiye sahip olmadığı gibi "Ya ismimi değiştirirse" kaygısı yaşadığını söylemesi kendisinin olduğu gibi diğer genç kadınların içerisinde bulunduğu dramı özetliyor. Batı illerinden gelen şahıslara aracılık yapıp para aldığı iddia edilen Faik Arıkan'ın ise 4 çocuğunu aynı yöntemle Kütahya'dan birilerine gelin verdiği ortaya çıktı. 

'Biz çalışıyoruz erkekler yatıyor'

Bozova'nın Kosar (Qosar) köyünden Karanfil A. isimli yurttaş, Besime adındaki çocuğunu 7 yıl önce Kütahyalı Yakup isimli birine, Songül adındaki çocuğunu ise 4 yıl önce yine Kütahya'dan Ramazan isimli biri ile evlendirdiğini belirterek, soyadlarını dahi bilmediği çocuklarını, davul zurna eşliğinde uğurladığını dile getirdi. Çocuklarının rızasını aldığını savunan Karanfil A, "Demek ki kısmeti oradaymış ki oraya gitti. Çocuğu olduğu zaman da yanına gittik. Damat tarafı dininde imanında, niyazında olan bir ailedir.
Maddi durumları da yerindedir. Damadın ailesi Türk. Ne onlar benden bir şey anlayabiliyor ne de ben onlardan. Okula gitmemişim Türkçeyi nasıl bileyim" dedi. Ablalarının gelin gitmesine anlam vermeye çalışan 19 yaşındaki kardeşleri Fatma A ise, "Ablalarım Kütahya'ya gelin olarak gitti. Ailelerini seviyorlar. Ara sıra gidip geliyoruz. Her gün telefon açıyorlar. Herhangi bir sorun olmadığını söylüyorlar. Mecbur kaldılar ve oraya gittiler. Akrabalarımız çok az, babam tek kişidir. Dayılarım var onlar da sahiplenmedi. Onlar da sonuçta kendi gönlüyle oraya gitti. Hiçbir eksiği de yok" dedi. Kendi geleceğini kurgulayan Fatma A, şu trajik gerçeklere işaret etti: "Ben de şimdi evli değilim. Ama kısmetim orada olsa ben de giderim. Neticede abilerinin hanımları sana bakmaz. Orada burada sürüneceğime ben de kardeşlerim gibi gitmek zorunda kalırım. Bana sorarsan ben akrabalar ile evlenmem. Ablalarıma sahip çıkmayan bana da sahip çıkmasın. Kardeşim çok uzakta doğal olarak onu çok özlüyorum, sadece telefonla konuşup hasret giderebiliyoruz. Bu bölgede genel bir sorundur. Batıya gelin gitme vakaları hep yaşanıyor. Buradaki yaşantımız başlı başına büyük bir sorundur. Sabahtan akşama kadar 20 TL için tarlaya çalışmaya gidiyoruz. Çapa yapıp, pamuk topluyoruz. Sulama yapıyoruz. Erkekler de öğlene kadar kendilerine yatıyorlar. Kimse de onlara karışmıyor. Yani anlayacağınız bütün yük kadınların omuzlarındadır."

Annesinin cenazesine gelemedi

Aynı köyden 7 yıl önce adı ve soyadını dahi hatırlamadığı Tokatlı biri ile kardeşi Filiz'i evlendiren Mahmut A. isimli yurttaş ise, şu an kardeşinin simasını hatırlayamadığını söyledi. "Filiz Tokat'a gelin olarak gitti" diyen Mahmut A. şunları söyledi: "Tabi kardeşimi gelin olarak verdikten sonra pişman da olduk. Keşke vermeseydik. Tokat 600 kilometre uzaklıkta ve kardeşimi göremiyorum. Bazı insanlar araya girerek kızlarımızın uzak yerlere gitmelerine neden oluyorlar. Sonuçta kandırılıyoruz. Aileyi de tam olarak tanıyamıyoruz. Nedir, neyin nesidir? Bilemiyoruz. Bu konuda Kürtlere sesleniyorum; kesinlikle kızlarınızı ve kardeşlerinizi uzak yerlerdeki yörelere vermeyin. Annelerinin dizlerinin başında otursunlar. Anne, babalarına hizmet etsinler daha iyidir. Kendi yörelerindeki insanlarla evlensinler. Kör, topal birisiyle evlensinler; ama batıdan herhangi birisiyle evlendirmeyin." Yaşadıklarından ders çıkartmadıklarını söyleyen Mahmut A, "Kendini uyanık sananlar, ailelerin yakasına yapışıp arabuluculuk yapıyorlar. Aileleri kandırıyorlar. 'Bir aile var, varlıklı, zengin, iyi bir aile' diyerek insanlarımızı kandırıyorlar. Para karşılığında kızlarımızın da hayatlarını mahvediyorlar" diyerek, çocuklarının resmen para karşılandığında satıldığını anlattı. Filiz'in annesinin cenazesine dahi gelemediğini hüzünlü bir şekilde anlatan Mahmut A, "Ondan önce de annesi yaklaşık 3 ay yoğun bakımda kaldı. Aradaki mesafeden dolayı gelemedi. Eşi de ona 'Tek başına gidiyorsan git, gitmiyorsan senle gelemeyiz' dedi. Telefonla konuşuyoruz ama insan birbirlerini göremedikten sonra rahat olamıyor" diye konuştu. 

'Kürt kızlarını köle niyetine alıyorlar'

Anne ve babası yaşamını yitirdikten sonra Afyon'un Dinar ilçesine gelin olarak verilen Şakire isimli genç kadının ağabeyi Muhittin Ş. de kardeşinin şu anki soyadını bilmediğini belirtti. Muhittin Ş, kardeşi Şakire'nin öyküsüne dair şunları anlattı: "Sonuçta farklı bir yer ve kültür. Şüphesiz oraya giden kızlarımız belli bir zamandan sonra büyük sorunlarla karşılaşıyorlar. İnsanlar genelde maddiyata önem veriyorlar. Ben kardeşimin evini görmüş değilim. Sadece telefonla bazen konuşuyoruz. Batıdan gelip kızlarımızı isteyenler de genelde fakir, ekonomik durumları zayıf olan insanlardır. Orada da kız verilmeyen kişiler geliyorlar ve bizim güzel Kürt kızlarımızı resmen köle niyetine alıyorlar. Kızlarımız oraya gidip tarlada çalışıp hayvanlara bakıyorlar. Anlayacağın oraya gidip kölecilik yapıyorlar." 

Şakire'nin ablası Adile Ş. ise, kardeşinin evini görmediğini söyledi ve "Biz onların kızlarını istesek onlar bize vermez bunu çok iyi biliyorum. Bizlerle dalga geçiyorlar. Ve bunu bile bile yine de çocuklarımızı veriyoruz maalesef. Şimdi iki çocuğu var. Ve perişan haldeler. Önce geldiklerinde bunlar zengin, varlıklı kişiler diye tanıttırılıyorlar. Ama sonradan hiçbir şeylerinin olmadığı ortaya çıkıyor. Gittikten sonra çok üzüldüm. 3 gün ağladığımı hatırlıyorum. Kaderimiz böyleymiş demek. Kesinlikle bizim düştüğümüz hataya kimse düşmesin" dedi.

'Aracılık yapıyorum'

Kadınların para karşılığı evlendirilmesine aracılık yaptığı ileri sürülen Dina köyünden Faik Arıkan, 4 çocuğunu Kütahya'ya gelin vermiş. 7 yıl önce kızını kayın pederinin aracılığı ile gelin verdiğini söyleyen Arıkan, "Aradan 3-4 yıl geçti ve benim diğer kızlarım Tevrat, Yemen ve Kudret'e de aynı yerden 3 kardeş talip çıktı. Yavaş yavaş kız kardeşlerin 4'ü de gitti. Oralar da Türklük, Kürtlük diye bir şey yoktur" diyerek, kendini savundu. Arıkan, para karşılığı aracılık yaptığı yönündeki iddialara ilişkin ise şu anlatımlarıyla doğruladı: "Dışarıdan bazen misafirlerim geliyor, onlara gelin bulmak için yardımcı oluyorum. 'Senin tanıdığın iyi akrabaların varsa almak istiyoruz' diyorlar. Ben de varsa var diyorum. Yoksa zaten yok diyorum. Hatta karşılığında bana para da teklif edildi, ben reddettim. Öyle bir şey olur mu dedim. 'Akrabayız, dostuz ve bu tür hayırlı işler de para alınır mı?' diyerek kesinlikle olmaz dedim. Benim aracılığımla onları tanıştırıyorum." Çocuklarından uzak kalmanın acısı yüzüne yansıyan anne Telli Arıkan ise sadece, kızlarının mutlu olduğunu söylemekle yetindi.

'Afyon'da beni nasıl bir yaşam bekliyor bilmiyorum'

Cındi Z. adlı yurttaş da kimlikte 15; ancak kendi söylemiyle 20 yaşında olan çocuğu Z'yi Afyonlu Bayram Karakaş ile nişanlandırdı. 2 ay içinde Afyon'a gelin olarak gidecek olan ve annesinin yanında iken konuşmak istemeyen, daha sonra yalnız kaldığında yaşadıklarını anlatan Z., kendisini bekleyen yaşam ile köyde maruz kaldıklarını anlatırken, köydeki genç kadınların yaşadığı dramı özetliyor. "Bir kez tanışma fırsatı bulduğum nişanlıma 'İsmimi yanlış söylüyorsun' dedim ve doğru söylemesini istedim. O da bana 'Sonra bakarız' dedi. Daha sonra ismimin değiştirilmesinden çok korkuyorum" diyen Z, şunları dile getirdi: "Köyden kurtulmak istiyordum. Aklınıza gelebilecek bütün işleri yaptırıyorlar. İlk başta geldiklerinde çok uzaktır diye kabul etmedim. Ama köyden kurtulmak için kararımı değiştirdim. Çünkü köyden nefret ediyorum. Bu köyde çok baskı var. Ağır işler yaptırıyorlar. Bu köyde yapmadığım iş kalmadı. Böylece şehre gitmeyi bir kurtuluş olarak görüyorum. Okulumu okumaya izin vermediler. Kardeşimi de okuldan aldılar zaten. Okumayı seviyordum. Ama izin vermediler. Eğer bir aile çocuğunu okul yerine pamuğa gönderiyorsa, insan bu aileden bir an önce kurtulmak ister. Orada neyle karşılaşacağımı bile bilmiyorum. İsmimi mi değiştirirler, artık ne yaşayacağımı bile bilmiyorum. Ben sadece bana dediklerine, konuştuklarına inanarak yola çıkıyorum." Z'nin annesi de ise gözleri dolu biçimde çocuğuna bakarak, "Kızıma baskı yaparlarsa geri alırım" dedi.

 



 

Tarım işçisi çocuklar karnelerini tarlada aldı


Eğitim Sen Urfa Şube Başkanı Halit Şahin, Urfa'nın Bozova ilçesi Sarunc köyünde mevsimlik tarım işçiliği yapan yurttaşların okullarını bırakmak zorunda kalan çocuklarına, tarlada karne verdi. Pamuk tarlasında çalışan yaklaşık 10 çocuk ve aileleri ile sohbet eden Şahin, mevsimlik tarım işçiliğinin Kürt çocukları için kader olmadığını ve önlem alınması gerektiğini belirtti.

Suriye'de savaştan kaçıp gelen yüz binlerce yurttaşa kucak açabilen bir devletin, kendi yurttaşına aynı hassasiyetle yaklaşmadığını ifade eden Şahin, çocukların okul döneminde okulda olmaları gerektiğini kaydetti.

Ellerinde çapa bulunan çocuklara karnelerini veren Şahin, Urfa'da her yıl 110 bini öğrenci olmak üzere 350 bin yurttaşın mevsimlik tarım işçiliği için göç ettiğini belirtti. Nisan, Aralık ayları arasında çocukların tarlada kaldığını ve dönemin yarısında okulda bulunmadıklarını söyleyen Şahin, "Milli Eğitim veya hükümet hiçbir tedbir almıyor. Bu çocuklar okullarından uzakta günlük 15 TL'ye çalışmak zorunda bırakılıyor. Tedbir alınmaz ise çocuklar için bir gelecekten bahsedemeyiz" dedi.

20 TL'ye köle gibi çalıştırılıyorlar

Karneleri ellerinde, çapa yapmaya devam eden çocuklardan Ahmet Çiftçi, lise 1'inci sınıf öğrencisi olduğunu söyleyerek, karnesini okulda almak istediğini, ancak babası hasta olduğu için çalışıp ailesine bakmak zorunda olduğunu belirtti. Ortaöğretim öğrencisi Sakine Ayhan ve Emine Çiftçi ise yüzlerini kapatarak, "Okumak çok güzel ama biz çalışmak zorundayız" dedi. Ayhan ile Çiftçi, gün doğumu ile batımı arası çalıştıklarını ve karşılığında 20 TL aldıklarını söyledi. İlköğretim son sınıf öğrencisi Medine Erbil'in çalışma nedeni ise daha trajik. Medine, ağabeyi ile tarlaya gelmesinin nedenini şöyle anlattı: "Babam hasta. Para kazanamıyor. Para kazanıp ailemize bakmak zorundayız. Babamın tedavi parasını kazanmamız lazım."



 

GIRIS/KAYIT



KIMLER CEVIRIMICI

Şu anda 80 konuk çevrimiçi

ZIYARETCI SAYACI

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün761
mod_vvisit_counterDün924
mod_vvisit_counterBu Hafta2230
mod_vvisit_counterBu Ay9919
mod_vvisit_counterToplam6411911

ISTATISTIKLER

Üyeler : 94645
İçerik : 71
Web Bağlantıları : 1
İçerik Tıklama Görünümü : 553036
Copyright © 2005 - 2018 Gunde Dina-Deliler Köyü. Designed by olwebdesign.com